<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Normal Dışı Davranışlar Durağı</title>
	<atom:link href="http://kanverevan.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kanverevan.com</link>
	<description>Sitedeki Bütün İncelemelere Korku Sineması Kategorisinden Ulaşabilirsiniz.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jun 2010 12:29:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Taşındık!!!</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=476</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=476#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 12:29:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[bekleriz]]></category>
		<category><![CDATA[mustafaturkan.com]]></category>
		<category><![CDATA[taşındık]]></category>
		<category><![CDATA[yeni site]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=476</guid>
		<description><![CDATA[Merhabalar bildiğiniz gibi uzun süredir bu siteye birşeyler yazamıyordum. Bunun nedenine değinmekte istemiyorum. Kendime yeni bir site açtım artık oradayım sizi de beklerim
www.mustafaturkan.com

                
                
 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar bildiğiniz gibi uzun süredir bu siteye birşeyler yazamıyordum. Bunun nedenine değinmekte istemiyorum. Kendime yeni bir site açtım artık oradayım sizi de beklerim</p>
<h1><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://mustafaturkan.com">www.mustafaturkan.com</a></span></strong></h1>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(476)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_476"/>
                <div id="ajax_loader_476" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=Ta%C5%9F%C4%B1nd%C4%B1k%21%21%21&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D476"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=476</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ses</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=470</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=470#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 08:20:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Günsür]]></category>
		<category><![CDATA[Selma Ergeç]]></category>
		<category><![CDATA[Ses]]></category>
		<category><![CDATA[türk sineması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=470</guid>
		<description><![CDATA[Ses Türk Korku Sinemasının son örneklerinden biri. Aslında daha oluşmamış tam rayına oturamamış Türk korku sinemasını oluşturmaya çalışan yapı taşlarından biri. Şimdi bir ülkenin korku sineması olarak adlandırılması için kendine öz ve has bir havaya bürünmesi lazım. Mesela Amerikan Korku Sineması deyince benim aklıma doğrudan Slasher filmleri gelir. Fransız derseniz dehşet ve gore sineması aklıma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-471" title="ses-afis2" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/04/ses-afis2.jpg" alt="ses-afis2" width="170" height="240" />Ses Türk Korku Sinemasının son örneklerinden biri. Aslında daha oluşmamış tam rayına oturamamış Türk korku sinemasını oluşturmaya çalışan yapı taşlarından biri. Şimdi bir ülkenin korku sineması olarak adlandırılması için kendine öz ve has bir havaya bürünmesi lazım. Mesela Amerikan Korku Sineması deyince benim aklıma doğrudan Slasher filmleri gelir. Fransız derseniz dehşet ve gore sineması aklıma gelebilir. Fakat Türk deyince aklıma pek birşey gelmiyor gelen tek şey cinler ve periler oluyor. Fakat bu sinemanın pekte başarılı olduğundan bahsetmek doğru olamaz. İlerde bu küçük gördüğüm ya da başarısız bulduğum filmlerin birer kült olacaklarını söyleyebiliriz. Fakat asla Türk Korku sinemasına artı sağlamayan filmler olarak akıllarımızda kalacaklar. Neyse biz konumuza dönelim. Ses filminden bahsediyorduk. Ses son derece başarılı gerilim filmlerinden biri iddiasız fakat başarılı. Zaten çıkardığımız korku filmlerinden sevdiklerimi söylemem gerekirse Küçük kıyamet, ses, gen ve gomeda&#8217;dır. Bunlar başarılı sayılabilecek örneklerimizden bence Ses&#8217;in başarısını gerçek nedenini bulmak çin bu filmlerle birlikte incelemek lazım. Öncellikle bu filmlerin hepsinin içine delilik ve şizofreni, psikolojik konular işlenmiş. Hepsininde atmosferi başarılı insanları bize küçüklüğümüzden beri anlatılan koca karı masallarıyla değil, belirsizlik ve ümitsizlik ile korkutma çabasındalar. Bu yüzden Ses&#8217;te bu filmler kadar başarılı. Ve ben inanıyorum ilerde daha iyi işler çıkacak çünkü sinemamız çok başarılı bir şekilde gelişmeye devam ediyor. Ses hikayesi, oyunculukları ve atmosferi ile başarılı sayılabilecek gerilim filmlerimizden biri. Konusundan bahsetmek gerekirse; Derya (Selma Ergeç) bir bankanın çağrı merkezinde çalışan ve annesi (Işık Yenersu) ile birlikte yaşayan genç bir kızdır. Derya’nın rutin giden hayatı gaipten duymaya başladığı bir SES’in ortaya çıkması ile beraber altüst olur. Genç kız başlangıçta SES’i duymazlıktan gelmeye çalışsa da SES kısa sürede genç kızın hayatını kontrol etmeye başlar. Derya’dan işyerindeki patronu Onur’u (Mehmet Günsür) takip etmesini isteyen SES, genç kızın hayatını giderek korkunçlaşan bir kâbusa çevirir.</p>
<p>İşte Ses&#8217;in konusundan da anlayabileceğiniz üzere ümitsizlik ve şizofreni üzerine kurulmuş bir film. Gaipten gelen bu sesten asla kaçamayacağınızı biliyorsunuz fakat yine de bu sesten kurtulmaya çalışıyorsunuz. Bu ümitsizlikler arasında akıl sağlınızda yavaş, yavaş sizden ayrılıyor. Filmin numarası ve iyi olduğu yönde bu. Bize beynimizin bize oynadığı gerçek korkuyu en sade haliyle sunuyor. Hemde karanlık bir atmosfer ile birlikte. Seyirciye bunu hissedirmeyi başarıyor. Fakat bu numarayı cahil halkımızın anlamasını da bekleyemeyiz. Bunu heryerde söylüyorum. Bizim ülkemizde sanattan anlayan bir kesim henüz oluşmuş değil. Tabii bu insnların suçu değil bunların altında yatan ekonomik nedenler bu yüzden halkımıza da kızamıyorum. En azından sevmediyseniz bile emeğe saygı göstermeyi bilmelisiniz. Türk korku sinemasının başarılı gerilim filmlerinden biri olduğunu bana tekrar tekrar altını basa basa söyleten bir kesim var. Filme amatör diyorlar fakat Recep İvedik&#8217;i yere göğe sığdıramıyorlar. Bu ne demektir halen anlamış değilim. Cesur iş adamları ve sponsorların destekleriyle ilerde kesinlikle daha başarılı filmlerimiz olacaktır. Buna canı gönülden inanıyorum. Buna inanmayan halkımızı ise kınamaktan başka birşey elime geçmiyor. İlk kez buradan halkımı boykot ettiğimi size açıkça söylüyorum.</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(470)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_470"/>
                <div id="ajax_loader_470" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=Ses&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D470"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=470</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rec 2</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=467</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=467#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 14:48:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya]]></category>
		<category><![CDATA[klostrofobi]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Rec 2]]></category>
		<category><![CDATA[Zombi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Zombi filmleri aslında ne kadar çok sevdiğimi beni yakından takip eden takipçilerim çok iyi bilirler. Bu yüzden bir zombi filmi görünce iyi kötü demem izlerim. Fakat Rec izlediğim son zamanlardaki en başarılı zombi filmlerinden biriydi. Şimdi Rec 2 geldi. Anlayacağınız üzere Rec 2 bir devam filmi ilk filmin bittiği yerden başlıyor. Bu sefer özel timin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-468" title="rec2poster" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/03/rec2poster-214x300.jpg" alt="rec2poster" width="214" height="300" />Zombi filmleri aslında ne kadar çok sevdiğimi beni yakından takip eden takipçilerim çok iyi bilirler. Bu yüzden bir zombi filmi görünce iyi kötü demem izlerim. Fakat Rec izlediğim son zamanlardaki en başarılı zombi filmlerinden biriydi. Şimdi Rec 2 geldi. Anlayacağınız üzere Rec 2 bir devam filmi ilk filmin bittiği yerden başlıyor. Bu sefer özel timin apartmanın içine girip olayları kontrol altına almaya çalışmasını anlatan film bu sefer ilk filmdn daha hareketli ve vahşi bir film. Yeni, yeni popüler olan el kamerası tekniğini başarılı bir şekilde kullanan film ilk filmde onlara artı sağlayan klostrofobik atmosferi yine başarılı bir şekilde kullanıyor. Bunun yanı sıra filmde kendimi bir fps oyunu oynarmış gibi de hissettim. Filmi bu yüzden çok beğendiğimi size söyleyebilirim. 3. filmi beklemeye de başlayabiliriz artık. Bu arada bu filmin diğer sevdiğim yönlerinden biride normal bir virüs yüzünden gelişen olayları anlatıyormuş gibi yaparken içine büyü ve şeytan gibi konularla konuyu iyice gizemli bir hale getirebiliyor. Bu noktası da ilgi çekici. İlk film kadar başarılı olmasa da bu filmde son derece başarılı bir devam filmi. Bu konudan bahsetmemin nedeni ise biliyorsunuz ki devam filmleri çoğunlukla güzel olmaz ve cıvıtırlar. Fakat bu film ciddi olduğu gibi ayrıca ilk filmin üstüne birşeylerde eklemeye çalışan bir film. Fakat 3 filmin çekilmesi konusunda bazı tedirginliğim var bence acele etmeden ilginç ve denenmemiş fikirleri toplayarak harika bir devam filmi yapmalılar sırf ticari amaçlı bir film çıkarmamalılar. Zaten son zamanlarda güzel korku filmlerine muhtaç kalmış durumdayız.</p>
<p>3. Filmden bahsemeye başlamışken ben özellikle bu virüsün sokaklara yayılmasını istiyorum. Ve bu olay sokaklara yayılmışken yine el kamerası ile çekim yapmalarını istiyorum. Tabii yine bu karar yönetmenlere kalmış fakat zaten büyük ihtimal bu yola baş vuracaklar artık apartman zombilerimize dar gelmeye başladı. Herneyse biz yine filmimize dönelim. Oyuncuların performansları zaten iyi nasıl eleştirebilirim ki pek eleştirilecek yönleri yok. Tek zombilerin performanslarına övgüler yağdırabilirim. Çünkü ifadeleri ve makyajlarınla harikulade olmuşlar. İlk filmden daha iyiler. Tabii ilk filmdeki zombi kızın performansı benim için ayrı bir yer tutuyor fakat yine de burada ki zombilerde iyiler. Yönetmenler zaten dahi olduklarını gösterdiler basit sayılabilecek bir konudan bir eser çıkarmayı başardılar. Filmi en iyi şekilde yönettiler. Her iki filmin sonunda da insana parmak ısırttılar. O kadar başarılı bir filmdi ki remakesi bile Abd&#8217;liler tarafından hemen çevrildi. Filmdeki tek mantık hatası bu özel tim neden bunları kameraya almaya çalışıyor. Görülmüş şey değil ama bu kadar hatasız ve harika filmin bu yönünü de eleştirmek istemiyor. İzleyin. İzletin.</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(467)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_467"/>
                <div id="ajax_loader_467" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=Rec%202&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D467"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=467</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Road</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=463</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=463#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 16:31:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Charlize Theron]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Guy Pearce]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[Post pokaliptik]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Duvall]]></category>
		<category><![CDATA[The Road]]></category>
		<category><![CDATA[Umutsuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=463</guid>
		<description><![CDATA[The Road&#8217;ı bugün izledim. Ve size beni çok etkileyen bu filmi sıcak, sıcak yazmak isterim. The Road&#8217;ı Post apokaliptik türde bir film olarak adlandırmak doğru olacaktır. Çünkü kıyamet ve kıyamet sonrasını anlatan bir film olarak görüyorum ben The Road&#8217;ı. Yok olmasına ramak kalmış bir dünya&#8217;da bir baba oğlun hayatta kalma mücadelesi anlatan film ilk dakikasından itibaren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-464" title="road_ver5" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/03/road_ver5.jpg" alt="road_ver5" width="535" height="403" />The Road&#8217;ı bugün izledim. Ve size beni çok etkileyen bu filmi sıcak, sıcak yazmak isterim. The Road&#8217;ı Post apokaliptik türde bir film olarak adlandırmak doğru olacaktır. Çünkü kıyamet ve kıyamet sonrasını anlatan bir film olarak görüyorum ben The Road&#8217;ı. Yok olmasına ramak kalmış bir dünya&#8217;da bir baba oğlun hayatta kalma mücadelesi anlatan film ilk dakikasından itibaren beni şaşkına çevirdi. Bir nevi belgesel olarak bile gördüm. Ölmüş bir dünyayı gözler önüne harika sermişlerdi. Karanlık, umutsuz ve karamsar bir dünyaydı bu ağaçlar her geçen gün yok oluyor. İnsanlar ölüyordu. Açlıktan ve soğuktan onların eşyalarını alan çeteler yüzünden ölüyorlardı. Bazıları ise inançları kaybediyor. Daha çok acı çekmek istemiyor ve intihar ediyorlardı. Böyle bir yaşamda Adam sırf oğlu için yaşıyordu. Film burdan sonra başlıyor kahramanlarımız oradan oraya sürekli yolculuk halindeler, bir yiyecek, bir içecek bulmak peşindeler. Bazen bunları buluyor ve seviniyorlar. Bazen ise çetelerden son anda kurtuluyor. Şöyle birşey varki kötü insanların insanları rehin alıp onları yiyorlar. Şiddet unsuru da burada karşımıza çıkıyor. Sürekli yok olan bir doğada yaşama mücadelesi bazen insanı ağlatacak bir düzeye bile gelebiliyor. Korkuyorlar, ne kadar yol gideceklerini, nasıl yaşayacaklarını bilmiyorlar&#8230;</p>
<p>Tanrıya olan inançlarını kaybediyorlar. Eğer yukarda bir tanrı varsa bile bize kesinlikle yüzünü döndü diyorlar. Bu umutsuzluklarını daha çok arttırıyor. Korku onların arkasını bir saniye olsun bırakmıyorlar. Burda yetmemiş gibi sanki doğa bilerek bunu yapıyor gibi soğuğu ve yağmuru üstlerine salıyor. Evleri olmadığından boşaltmış, terk edilmiş evlerde alıyor. Sonra yine yolculağa çıkıyorlar. Gösterilen mekanlar ve atmosfer bir harika. Umutsuzluk ve çaresizlik ayrıca en kötü şey olan yanlızlık bütün gerçekçiliği ile aktarılıyor bize. Ondan sonra hesas korkulması gereken şeyi görüyoruz. Kendimiz. Değişiyorular, akıllarının işleyişi bozuluyor. Oğluna bu dünya&#8217;da nasıl hayatta kalınacağını öğretmek istiyor. Bunun için o iyi insan yerine şimdiki dünya&#8217;da yaşamak için gerekli olan kötü adam oluyor. Oğlunun ondan nefret etmesini göze alarak. Hasta, aç ve üşüyen bir zenciyi soyuyor elbiselerini geri alıyor ve adamı orada bırakıyor. Hastalanmaları başlıyor. Dayanmakta güçlük çekiyorlar. Oyuncular duygularını bize o kadar güzel aktarıyorlar ki sanki ordayız. Üzülüyoruz, duygulanıyoruz. Fakat sessizce izlemeye devam ediyoruz. Sonra adam ölüyor. Ve başka iyi insanlarla çocuk yolculuğuna devam ediyor. Fakat film burada bitiyor belki jenerik akıyor film bitiyor. Fakat aslında bu filmin hiç bitmemesi gerek. Film bittikten sonra beynimize birşeylerin &#8220;dank&#8221; etmesi gerek. Ve dünyayı böyle devam edersek bu hale getireceğimiz gerçeği ile yüzleşmemiz gerek. Umutsuz ve Karanlık bir yarınlar hazırlamaya son vermemiz gerek o yollardan geçmemek için. Fakat filmin tek sevmediğim yçnü &#8220;neden bunların olduğunu&#8221; açıklamıyor bize. Belki de siz tahmin edin bakalım neden oluyor demek istiyor olamaz mı?  Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biri. Kesinlikle eleştirel ve insanı derinden sarsan bir film.</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(463)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_463"/>
                <div id="ajax_loader_463" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=The%20Road&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D463"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=463</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cabin Fever 2: Spring Fever</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=458</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=458#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 15:21:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[2]]></category>
		<category><![CDATA[Cabin Fever]]></category>
		<category><![CDATA[Devam filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Eli Roth]]></category>
		<category><![CDATA[gore]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Spring Fever]]></category>
		<category><![CDATA[Ti West]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[Cabin Fever 2&#8242;yi neden izlediğimi anlatsam iyi olacak. Çünkü beni yakından tanıyanlar hem devam filmlerine hemde video piyasası için çekilen filmleri pek sevmediğimi bilirler. Pazar günü sıkıntı içerisinde ne yapacağımı bilemezken karşıma çıkan bu filmi izledim. Garip olan şu ki filmi çok beğendim. Normalde hakkında o kadar kötü yorumlar olmasına rağmen Eli Roth&#8217;un ilk filmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-461" title="cabinfever2poster" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/03/cabinfever2poster-196x300.jpg" alt="cabinfever2poster" width="196" height="300" />Cabin Fever 2&#8242;yi neden izlediğimi anlatsam iyi olacak. Çünkü beni yakından tanıyanlar hem devam filmlerine hemde video piyasası için çekilen filmleri pek sevmediğimi bilirler. Pazar günü sıkıntı içerisinde ne yapacağımı bilemezken karşıma çıkan bu filmi izledim. Garip olan şu ki filmi çok beğendim. Normalde hakkında o kadar kötü yorumlar olmasına rağmen Eli Roth&#8217;un ilk filmi Cabin Fever dehşet verici şekilde harika ve kendine hayran bırakıcı bir filmdi. Bu filmden hiçbirşey beklemiyordum. Zaten dediğim için sırf sıkıldığım için bunu izledim. Yoksa izlemeyi düşünmüyorum. Eli Roth&#8217;suz bir Cabin Fever filmine sıcak bakmıyordum. Filmi izledikten sonra bu fikrim yavaş, yavaş ortadan kalktı. Çünkü filmin hakkını yiyemem. Film yavaş bir şekilde başlamakla kalmıyor. Benim en sevmediğim gençlik, lise, ahlaksız gençler ile ilgili şeylerden bahsederek devam ediyor. Bir süre sonra pek sevmediğim teen slasher filmlerine hak bile vermeye başladım. Sonra virüs bulaşmış sudan okula getiriyor. Ve insanlara dağıtıyorlar. Mezuniyet gecesi günü o suyla yapılmış kokteyleri içen insanlar ise hastalığa tutuluyor ve bir, bir ölmeye başlıyor. Buradan sonrası hareketleniyor çünkü askeri bir ekip okuldan hastalıklı insanların çıkmasına engel oluyor. Ve içeri girerek hepsini öldürüyorlar. Baş karakterlerimize ise şans eseri hastalık bulaşmıyor. Çünkü hep bir takım olaylar yüzünden suyu içemiyorlar. Konu kötü değil hatta gerçek hayatımızla bile ilişkilendirebileceğiz konu fakat ilk film kadar vurucu ve etkiliyici bir film değil. Hatta film daha ne oldu derken bitiyor, bu yüzden filme ne çok iyi ne de çok kötü diyebiliyorsunuz. İlk filmden güzelde devam ettirmişler çünkü film ancak böyle bir senaryo ile devam ettirilebilirdi bunu da sağladılar. Keşke yapılmasaydı o da adı kirletilmeden kalsaydı diyorum. Fakat yine de güzeldi. Asla o kadar kötü bir film değildi. Ama iyi de değildi. Oyunculuklar çok kötüydü ama kan kusma sahnelerini izlerken berbat oyunculuk aklıma bile gelmedi. Bunun dışında oyunculardan tek başroldeki kızın tipi beni sinir etti. Bilmiyorum sırf onu kızı gördükten sonra bana ayrı birşeyler oldu. Film kendini kotarmak için yine ünlü bir isim olan Cabin Fever&#8217;ın arkasına sığınıyor. Devam filmi olarak kendini gösteriyor. Aslında hiç onun devamı olmasa belki bağımsız bir film olarak daha iyi yorumlar yapabilir ve üstünde daha çok konuşabilirdim. Fakat bunu yapmadıkları için filmin üzerinde pek konuşamıyorumda. İzleyim, beğenip beğenmemek size kaldı ama hiçbir şey beklemeyin çünkü beklentileri karşılayacak bir film değil.</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(458)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_458"/>
                <div id="ajax_loader_458" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=Cabin%20Fever%202%3A%20Spring%20Fever&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D458"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=458</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Stepfather</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=455</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=455#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 11:56:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Daddy]]></category>
		<category><![CDATA[Dylan Walsh]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Remake]]></category>
		<category><![CDATA[The Stepfather]]></category>
		<category><![CDATA[Üvey baba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=455</guid>
		<description><![CDATA[Remake filmlere hiçbir zaman güven olmaz dediğimde bazıları güzel oluyor diyenler olurdu. Artık tamamen buna inancımı kaybettim. The Stepfather&#8217;ın Remakesini akşam güzel bir gerilim filmi izlemek için aldım. Özellikle yabancıların yaptıkları olumlu yorumlar filme olan merakımı daha çok artmıştı. Film başladıktan sonra hayallerim yavaş, yavaş suya düşmeye başladı. Aslında filmin konusu üzerinde harika bir korku [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-456" title="stepfather-poster-0" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/03/stepfather-poster-0-201x300.jpg" alt="stepfather-poster-0" width="201" height="300" />Remake filmlere hiçbir zaman güven olmaz dediğimde bazıları güzel oluyor diyenler olurdu. Artık tamamen buna inancımı kaybettim. The Stepfather&#8217;ın Remakesini akşam güzel bir gerilim filmi izlemek için aldım. Özellikle yabancıların yaptıkları olumlu yorumlar filme olan merakımı daha çok artmıştı. Film başladıktan sonra hayallerim yavaş, yavaş suya düşmeye başladı. Aslında filmin konusu üzerinde harika bir korku filmi çıkabilecek bir konuydu. Fakat bunu resmen çarçur etmişlerdi. Film konusu kendini biraz değiştirerek dul veya bekar kadınlara kendini hayran bırakan ve onların ailelerinin içine giren bir seri katili anlatıyor. İyi güzelde bu filmin içinde neredeyse hiç hareket yok. Çok sıradan ve yavaş bir şekilde film ilerlemeye devam ediyor. Normal bir aile yaşantısını ve çocukların üvey babalarına uyum sağlayamamalarını anlatıyor. Bunun yanı sıra gençlik filmlerindeki aşkı ve tutkuyu filmin içine yerleştiriyor. Bunun dışında gözüme batan birşey daha var. O da havuzda sevgililerin aşk yaşadıkları sahneler çok uzun ve anlamsız tutulmuş başrollerdeki kız e oğlanın vücudu izleyenin sanki gözüne, gözüne sokulmaya çalışılmış. Aslında buna hiçte gerek yoktu.</p>
<p>Filmin gerilim sahneleri filmin bitmesine 20 dakika kala başlıyor ve tam anlamıyla sonuna kadar sizi ekrana kilitliyor. Fakat burada da sorun var çünkü filmin gerilim sahnelerinden hiçbiri insanı koltuğuna çivileyecek veya korkutacak cinstern değil. Hatta normal birşeymiş gibi öküzün trene baktığı gibi filme bakmaya devam bile edebiliyoruz. Oyunculuklara gelirsek oyunculuk namına birşey yok zengin ve kültürlü amerikan yaşantısının içine sızan insanların yaşattığı dehşeti anlatan bir filmden ne beklerseniz bekleyin beklentilerinizin hiçbirini karşılayamayacak bir yapım.Dylan Walsh dışında kayda değer oyunculuk görmediğimi tekrar altını çizerek söyleyeyim. Daha iyi işler çıkarabilecekken böyle iyi işler çıkmayan bir film olmuş. Remake filmlere karşı olduğumu söylemiştim bu filmden sonra daha bir karşıyım artık.</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(455)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_455"/>
                <div id="ajax_loader_455" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=The%20Stepfather&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D455"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=455</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>To My Mother and Father</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=450</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=450#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 07:28:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[anneme ve babama]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[can evrenol]]></category>
		<category><![CDATA[dvd]]></category>
		<category><![CDATA[Frightfest]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[James Pearcey]]></category>
		<category><![CDATA[kısa film]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[korkusitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Russel Would]]></category>
		<category><![CDATA[Screamin Athens Horror Film Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Seattle International Film Festival]]></category>
		<category><![CDATA[stephen murphy]]></category>
		<category><![CDATA[to my mohter and father]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=450</guid>
		<description><![CDATA[Korkusitesi sayesinde tanıştığım ve hakkında bilgiler edindiğim Can evrenol&#8217;nun yeni kısa filmi &#8220;To My Mother and Father/Anneme ve Babama&#8221; filmi yakında gösterimi yapıldıktan sonra dvd&#8217;lere çıkacak ve büyük ihtimal bizde edinebileceğiz. Can Evrenol özellikle kısa filmlerindeki büyük başarılarınla adını duyurmuştu. Umarız filmi hak eden saygıyı ve övgüyü görür. Ve uzun metrajlı filmlerinle Türk Korku sinemasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-452" title="to-my-mother-and-father-2010-poster-art-by-mete-yafet1" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/03/to-my-mother-and-father-2010-poster-art-by-mete-yafet1-201x300.jpg" alt="to-my-mother-and-father-2010-poster-art-by-mete-yafet1" width="201" height="300" />Korkusitesi sayesinde tanıştığım ve hakkında bilgiler edindiğim Can evrenol&#8217;nun yeni kısa filmi &#8220;To My Mother and Father/Anneme ve Babama&#8221; filmi yakında gösterimi yapıldıktan sonra dvd&#8217;lere çıkacak ve büyük ihtimal bizde edinebileceğiz. Can Evrenol özellikle kısa filmlerindeki büyük başarılarınla adını duyurmuştu. Umarız filmi hak eden saygıyı ve övgüyü görür. Ve uzun metrajlı filmlerinle Türk Korku sinemasını bir adım daha ileri taşır. Benim ondan çok büyük umutlarım var hadi Can sen bunu yapabilirsin.</p>
<p>Filmin yapım aşamasını ve afiş çalışmasını bizlerle paylaşan Can Evrenol, bir kısa film olduğundan fragman çalışması yapılmadığını söyledi. Aşağıda kendi ağzından filmle ilgili bir kaç bilgiyi ve afişi beğeninize sunuyoruz. Filmi büyük bir merak ve heyecan içinde beklediğmizi de belirtiyoruz..</p>
<p>-Filmin bütçesi 6.000 (9.000 Dolar) Sterlin oldu. 5.000 ile başladık ama 6.000′e çıktı.<br />
-İçerik yüzünden sponsor bulunamadı. 4 arkadaş eşit şekilde para koyduk (2 yapımcı, bir uygulayıcı yapımcı ve ben)<br />
-Uygulayıcı yapımcı, kardeşim Mete Evrenol olmasa belki de filmin gerçekleşmesi mümkün olmayacaktı.<br />
-İlk defa bir kısa filmimde bir yapımcının desteğiyle çalışmış oldum. Frightfest’ten arkadaşlarım: James Pearcey ve Russel Would.<br />
-Görüntü yönetmeni Stephen Murphy, bütün ekibin en deneyimli üyesiydi. Tek başına filmin kalitesini 2 gömlek arttırdı. <a href="http://www.stephen-murphy.com/" target="_blank">http://www.stephen-murphy.com/</a><br />
-Filmin kostümlerinden, renklerin ve genel görünümünden sorumlu olan Sara Sensoy (Production Designer) belki de ekipteki en önemli yardımcımdı.<br />
-Orjinal film müziği, ödüllü besteci Semih Tareen tarafından yapıldı.<br />
-Sony EX3 kamera ile HD çekildi. Standart Zeiss lens kullanıldı.<br />
-Sıfırdan, tahtaları birbine çakarak kendi yaptığımız bir sette çekimler yapıldı. Artı, bir iç, bir de dış mekan daha kullanıldı.<br />
-Yapımcı arkadaşlarımın filme en önemli katkısı bu seti kendi başlarına canla başla inşaa etmeleriydi.<br />
-Daha filmi tam bitirmeden, ön kopyalarını yollayarak, 2 festivale seçilmeyi başardık bile:<br />
<span>”Screamin Athens Horror Film Festival” </span>9 Nisan<br />
<span>”Seattle International Film Festival”</span> 21 Mayıs</p>
<p>-Mart sonunda Londra galası, Londra’nın sinema merkezi olan BFI’da gerçekleşecek.<br />
-Nisan ayında, çok yakında açıklayacağımız bir tarihte <em>(kuvvetle muhtemel PLATO’da)</em> İstanbul galasını yapacağız.</p>
<p>Haberin orjinal halini Http://korkusitesi.com adresinde okuyabilirsiniz.</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(450)" value="Thank You: 1"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_450"/>
                <div id="ajax_loader_450" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=To%20My%20Mother%20and%20Father&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D450"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=450</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günümüzün Korku Sineması(Muhteşem Geri Dönüş)</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=417</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=417#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 18:17:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[13.Cuma]]></category>
		<category><![CDATA[3d]]></category>
		<category><![CDATA[Alacakaranlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alien]]></category>
		<category><![CDATA[cadılar bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Chucky]]></category>
		<category><![CDATA[Çığlık]]></category>
		<category><![CDATA[clive baker]]></category>
		<category><![CDATA[dosya konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Elm Sokağı Kabusu]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Freddy]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[gore]]></category>
		<category><![CDATA[Halloween]]></category>
		<category><![CDATA[Hellraiser]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Jason]]></category>
		<category><![CDATA[Jaws]]></category>
		<category><![CDATA[Jonh Carpenter]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Myers]]></category>
		<category><![CDATA[Night of the living dead]]></category>
		<category><![CDATA[Pinhead]]></category>
		<category><![CDATA[psycho]]></category>
		<category><![CDATA[Scream]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[slasher]]></category>
		<category><![CDATA[Sleepaway Camp]]></category>
		<category><![CDATA[snuff]]></category>
		<category><![CDATA[Teen]]></category>
		<category><![CDATA[The Evil Dead]]></category>
		<category><![CDATA[The Exorcist]]></category>
		<category><![CDATA[the Texas Chainsaw Massacre]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir]]></category>
		<category><![CDATA[Wes Crawen]]></category>
		<category><![CDATA[yaratık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni ay]]></category>
		<category><![CDATA[Zombi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=417</guid>
		<description><![CDATA[Günümüze gelmeden önce korku sineması şöyle baştan sona bir incelemek lazım diye düşünüyorum. Büyük ihtimal korku sineması deyince aklınıza eskiden izleyip beyinlerinizin bir yerlerinde yer edinen filmler, hikayeler ve yönetmenler geliyor. Korku filmlerini neden izleriz? Neden korku edebiyatının her örneğine kütüphanemizde bir yer ayrırırız? Bunu çok azınız düşünmüştür eminim… Sanırım insanlar, konformizmin ve güven ortamının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-443" title="blair-cadisi" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/02/blair-cadisi.jpg" alt="blair-cadisi" width="100" height="147" />Günümüze gelmeden önce korku sineması şöyle baştan sona bir incelemek lazım diye düşünüyorum. Büyük ihtimal korku sineması deyince aklınıza eskiden izleyip beyinlerinizin bir yerlerinde yer edinen filmler, hikayeler ve yönetmenler geliyor. Korku filmlerini neden izleriz? Neden korku edebiyatının her örneğine kütüphanemizde bir yer ayrırırız? Bunu çok azınız düşünmüştür eminim… Sanırım insanlar, konformizmin ve güven ortamının onlara hiçbir zaman vaat edemeyeceği ayrıksı yaşamları (serüvenleri), aynı ortam içerisinde solumak istiyorlar. Ne dersiniz?</p>
<p>Hoş! Kapitalizm ve enstrümanlarının geldiği şu noktada, perdedeki eli bıçaklı ve maskeli birkaç cani o denli masum duruyor ki! Fakat eminim ki gerçekten sizinden ilginizi çeken hesas korku sineması dönemi video kaset furyasıydı. Çoğu korku kültü örneklerine tanışmamıza vesile olan şeyden bahsediyorum. Unutmayın yaratılışımızdan öncede korku vardır. Korku en eski duygulardan biriydi. Aşktan önce de korku vardı. Şimdi dünden bugüne korku sinemasında yer edinen filmleri ve çığır açan alt türler arasında bir gezintiye çıkalım ne dersiniz?</p>
<p>‘Sleepaway Camp’ (1983) / Robert Hiltzik<br />
13.Cuma’dan daha başarılı olmasına rağmen reklamı iyi yapılamadı. Sleepaway Camp teen Slasher(gençlerin doğrandıkları filmler)’ın başarılı örneklerinden biri kesinlikle çöp bir film d unla başlamamın sebebi büyük ihtimal 13.Cuma filmini pek sevmemem olabilir. Fakat bu filmden son derece beğenerek izlediğim yapımlardan biriydi. Bazılarına göre tamamen 13.Cuma kopyasıydı. Kimine göre 13.Cuma’nın yaratıcısıydı. Kimine göre eğil eğer türün meraklılarınsansanız. Yeni bozulmuş remakelerden daha başarılı bir yapım.</p>
<p>‘Scream’ {Çığlık} / Wes Craven, 1996 Teen Slasher’dan konuya girince doğrudan bu filmin Teen Slasher için önemini anlatmam gerektiğini düşündüm. Scream kesinlikle başarılı bir film. Ne kadar kendi türünle dalga geçmeye çalışsada unutulan Teen Slasher türünü 90’larda bizi hatırlatan bir yapım. Hele başarısız ve bir o kadar sakar ghostface’i kim unutabilir. Kesinlikle ilk bölümü büyük bir keyifle tekrar ve tekrar izlenebilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-444" title="texaschainsawmassacre" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/02/texaschainsawmassacre-300x204.jpg" alt="texaschainsawmassacre" width="300" height="204" /></p>
<p>The Texas Chainsaw Massacre “74″</p>
<p>O ne kadar Teen Slasher’ların atası olarak kabul edilsede ben onu katkısız bir korku filmi olarak kabul ediyorum. Yine İzlenmesi gereken Teen Slasher filmlerinden biri. Ed Gein’den esinlenerek yaratılan Deriyüz’ü ve onun bir o kadar manyak yamyam ailesini unutacak kaç kişi var ki bu filmi izledikten sonra… Testereleri ve matkapları korku filmlerinin favori silahları haline getiren harika bir yapım daha…</p>
<p>Kuzuların Sessizliği<br />
Ve unutulmaz seri katil filmlerinden biri daha Hopkins’in mutheşem performansı ile göz doldurduğu son derece zeki bir gerilim filmi başarısız polisiye gerilimlerinden çok daha farklı bir film. Hannıbal karakterini sinemanın psikopatları arasında unutulmaz yerlere kadar getirmiştir.</p>
<p>‘Elm Sokağı’nda Kabus’<br />
We Cravenden unutulmayacak bir teen Slasher örneği kesinlikle türünün en iyilerinden biri. Freddy karakterini ölümsüzleştiren bu da yetmiyormuş gibi çok sayıda devam filmi çekilmesine rağmen eski tadını kaçırmadı. Komik korku furyasını başlatan başlıca filmlerdende biri diyebiliriz.</p>
<p>Aslına bakılırsa Teen Slasher’ların doğuşu 1960-70’lerdeysi. Ondan önce yapılan bir çok vampir filmi başarılı olmamıştı. Fakat Soldaki Son ev ve Şeytan son derece başarılı olmuştu. Ve sonunda 1970’lerin sonunda Teksas Katliamı kadar gaddar ve acımasız bir film olan Halloween orataya çıktı. Ve baya da güzel bir hasılat elde etti. Çoğu kesimden dinci tepkileri alsa da devam filmlerinlede para kazandıran bir Slasher kültü olacağının sinyallerini verdi. Son zamanlarda Rob Zombie’ninde başarılı bir katil yaratmasıyla Remakeside fena değildi. Tam da İstismar sinemasının sonlarında slasher akımları başladı. 13.Cuma bunların en başındaydı. Ve son derece Halloween esinlenmesi olarak görülsede sonradan devam eden serisiyle fanlarını artırarak kendini Halloween gibi kült sınıfına çıkardı. Teen Slasherlar durmadılar 13.Cuma gibi kampta geçen çöp filmler yapıldı. Bunların arasında çok düşük bütçeyle yapılan The Burning vardı. Ne kadar ucuz makyaj ve efektler kullanılsa da çok başarılı yapımlardan biriydi. Ondan sonra bir süre kurt adam filmleri çekilmeye başladı. Özellikle kült olan Howling ve Kurt Adam filmleri kült sınıfları içine girdi. Tam o sırada Halloween 2 gelerek yine Slasher filmlerini gündeme getirmeye başladı.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-445" title="halloween-30-years-of-terror-cover" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/02/halloween-30-years-of-terror-cover.jpg" alt="halloween-30-years-of-terror-cover" width="259" height="400" /></p>
<p>Ve işte yavaş, yavaş modern korku sineması başlamıştı. Slasher’larda bunların öncülerinden biriydi. Pirana 2 ve Cinnet filmlerinin gelmesiyle çöp filmlerinin ve modern korku sinemasının asla sonu ermeyeceğini anladık. Fakat 13.Cuma bölüm 2’de Halloween filmine misilleme yaparak onunla bir yarış içine girene denk, sonrası bu fikrim yıkıldı. Ve Slasherların mücadelesi başladı olarak düşündüm. Artık o hayalini kurduğum modern korku sineması yerine ticari amaçlı filmlerin geleceğini düşünüyordum. “The Evil Dead” yine bu yıl vizyona konuldu. “Night of the Living Dead” ve “The Exorcist”ten esinlenen bu filmde, bir grup genç eski bir kitabı okuduktan sonra ormanlık alanda bir kabine saklanmış ve şeytani ruhları ve zombileri çağırmışlardı. Son derece düşük bir bütçeyle yapılan bu film tüm zamanların en başarılı korku filmlerinden biri olmayı başarıp çok ciddi bir hasılat yapmıştı. 1983’te bir çok devam nitelikli korku filmi yapıldı ve başı sonu 5 dakika süren aldatıcı üç boyutlu (3D) modası ile hasılat toplamaya başlandı. Bu filmler arasında “Ammytiville 3D”, “Jaws 3D” ve Friday the 13th Part 3D” bulunuyordu. Bunların tümü hemen hemen anlamsız kurgulara sahipti ve yalnızca üç boyutlu film isteyen seyircilerin açlığını bastırmak için fabrikasyon tarzında üretiliyorlardı. İçlerinde Eli yüzü düzgün tek 13. Cuma bölüm 3 vardı. Ne kadar üç boyuta kaçmaya çalışsada efsaneyi bozmadan devam ettirmeye çalıştılar. “Psycho 2” de bu yıl vizyona girdi. Başrolünde yine Anthony Perkins vardı. Orijinal filminin kurgusunu devam ettiriyordu. 22 yıl kadar sonra, Norman Bates akıl hastanesinden çıkıyor ve kendi eski motelini yeniden açıyordu. Ayrıca, John Carpenter üçüncü bir Halloween filmi çekti. Bu filmin adı ise “Halloween 3: Season of the Witch” idi. Fakat nedense 13.Cuma ile yarışmaktan korkmuş olacaklar ki Slasher’dan uzaklaşarak serinin en anlamsız devam filmiydi. Michael’i bu filmde kullanmadılar bile. Fakat hasılat beklentilerin çok altındaydı. Ve bende hiç beğenmemiştim.</p>
<p>1983, aynı zamanda tüm dünya’da ahlaki bir paniğin yaşandığı yıl oldu. Aniden, filmlerin video kasetlere çekilmesinin tabi olduğu herhangi bir yasa olmadığı keşfedildi. Bu nedenle, küçük dağıtımcı şirketler raflarını her türlü küçük bütçeli korku filmleriyle doldurmaya başladılar. Bu filmlerin çoğu daha önce sinemada yasaklanan filmlerdi. Buna tepki olarak, hükümetler yasaklamayı istediği filmlerin listelerini çıkardı. Daha sonra, 1984’de, onaylanmamış kasetlerin ticaretini yasakladı ve ev videoları için sert sansür yasaları getirdi. Ki ben bunun son derece yanlış olduğunu düşünmekteyim. Sonrası 13.Cuma 4. Bölümüyle devam etmeye devam etti. Anladım ki daha yapımcılar altın getirecek bu kazları yolmaya devam edeceklerdi. Korku komedilerinde başarılı yapımları ortaya çıkıyordu. Hayalet Avcıları filmi gibi… Zombilerin ortadan kaybolduklarını düşündüğümüz bir anda en sevdiğim yönetmenlerden biri olan George A. Romeo’un Ölülerin Günü patlak verdi. Çok, çok başarılıydı. Slasherların yükselişine bir son verilmeliydi. Fakat o zamanlarda yapılan korkunç komiklerden biri olan Return of the Living Dead/Yaşayan Ölülerin Dönüşü sert bir yumruk çaktı. George babalarımızın zombilerine… Ve 13.Cuma şımarık gençleri ve ona ahlak dersi veren hokey maskeli katili devam filmlerine devam etmeye başladı. Elm Sokağıda bir devam filmi çekerek bu savaşa kendininde katıldığını açıkladı. Bilimkurgu/ Korku filmlerinin geri dönüşü başlamasa bile bir hareketlenme yaratan Sineği ve onun devamınıda gördük. Son derece harika filmlerden biriydi. Devam niteliğinde birkaç film daha yapıldı. Bunlardan biri, yine Anthony Perkins’in başrolünü oynadığı “Psycho 3” oldu. Bunu “Phantasm 2” izledi. Bu film 9 yıl kadar sonra çekilmekle birlikte ilk filmin hemen ardından vizyona konuldu. Ayrıca, hayal kırıklığı yaratan “Poltergeist 2” bu yıl gösterime girdi. O da yetmedi. Başarısız devam filmlerinden biri olan Howling 2’yi gördük. Fakat Slasher savaşının devam ettiği unutmaya çalışırken 13.Cuma 6.bölümüyle bize yuh artık çektirmeye yetti. Seri halen kendini izletebiliyordu. İşte bu şaşırtıcı gerçeklerden biriydi. Ve savaşa sert bir rakip daha katıldı. Teksas Katliamı 2 geldi. Koşarak aldığımı hatırlıyorum. Son derece sertti. Belki de günümüzün sert gore filmlerini gören bir yapımdı. Bilimkurgu filmlerin tek tuk gelirken Yaratıklar yaratık serisinin ikinci filmide geldi. O kadar çok devam filmi gelirken bunun gelmemesi beklenemezdi. Sam Raimi, aynı yıl içinde “Evil Dead 2”yi piyasaya sürdü. Kısmen devam, kısmen yeni yapım olan bu film, orijinal “Evil Dead” filmini takip ediyordu. Gore sinemasıda yavaş, yavaş inşa ediniyordu. Elm Sokağı 3. Bölümüyle devamını sürdürdü. Son derece iyiken bir o kadar gereksiz Jaws 4 çıktı birde ortaya… Ve eş cinsel dini yazar Clive Baker’in Hellraiser’i ortalığı karıştı. Fantastik bir korku hikayesinden çıkan bir Slasher özentisine döndü. Ve zaten güçlü örneği olan Slasherlar savaşına katıldı. 1988’de, Jason, Freddy, Pinhead, Michael Myers ve bir çok diğer karakter devam nitelikli yeni filmlerle yeniden beyaz perdede görüldü. Ve durmak bilemeyen 13.Cuma devam etmeye devam ediyordu. Artık 7. Bölümde gelmişti aralarına…</p>
<p>Elm Sokağıda durmadan 4.bölümünü çekti. Hellraiser devam filmini çekerek savaşta geri kalmamaya çalıştı. Sonra Halloween tam unutuldu derken yanlıştan dönerek Halloween 4.bölümüyle Michael’i geri döndürdü. Ve bir Slasher’ın doğuşuna artık az kalmıştı. Katil Bebek Chuck aramıza katıldı. Son derece keskin bir mizaha sahip Çocuk Oyunu savaşa bomba gibi düştü. Savaş artık iyice kızışmıştı. Ve bundan sonra sırasıyla Elm Sokağı 5. Bölümlerini, Halloween 5. Bölümlerini, 13.Cuma 8. Bölümlerini, Amityville 4. Bölümlerini yarattı. Ve böylece 80’ler devri kapandı. Ve yep yeni 90’larda savaşın dineyeceğini düşünmeye başlayan çok sayıda insan oldu. Fakat 90’ların başında çıkan Örümcek korkusundan sonra Slasher savaşının bitmesinden yararlanırcasına ikinci bir savaş çıkarmak isteyen iki film ortaya çıktı. Teksas Katliamı 3 ve Çocuk oyunu 2 gibi. Bu arada başarısız Sapık 4’te para kazanmak istiyordu. Ve modern korku sineması atağa geçti. Kuzuların Sessizliği ve Korku Burnu hızla korku sinemasına gerçek yüzünü göstermeye çalıştılar. Fakat Elm Sokağı bir bölüm daha çıkartmadan duramadılar. Bunun altında kalmak istemeyen Chucky Çocuk Oyunu 3 ile savaştan geri çekilmeyeceğini ilan etti. Ve Dracula geldi karşımıza başarılı filmlerden biriydi. Çok beğenmiştim. Nerden bilecektim vampirlerin günümüzde rezil edileceğini… Sonra Yaratık 3’devam etti. Bilim kurdu/Korku türüne ait olsa da kendini Slasherlarla savaşırken bozdu. Şeker Adam ortaya çıkınca Clive Baker’ın hikayelerinden daha bir çok Slasher savaşına gireceğini anlamıştık. Bir diğer geri dönüş ise Pinhead’in “Hellraiser 3 : Hell on Earth” ile dönüşü oldu. Yönetmen Wes Craven, en yeni filmi “The People Under the Stairs” adlı son filmini yine bu dönemde vizyona soktu. Bu film yönetmenin “Nightmare on Elm Street“den sonraki en başarılı korku filmi oldu. Sam Raimi, “Evil Dead” serisinin üçüncüsünü “Army of Darkness : The Medievil Dead” adlı filmle piyasaya geri döndü. Jason ise, “Jason goes to Hell : The Final Friday” adlı filmde kendini çok güzel rezil etmeyi bildi. Sonra Amityvile devamını sürdürürken bir devam edecek karga serisi ortaya çıktı. Tam bu sırada Wes Craven Freddy öldürmek için geri getirdi. Ve Teksas Katliamı 4. bir bölüm daha çekerek kendini rezil etti. Tam bu sırada Phantasm 3, şeker adam 2 kendilerini rezil ederken… Çığlık bir bomba gibi patladı. Slasher filmlerine akıllanın dercesine ne kadar saçmaladıklarını anlatmak için slasher türünle bir güzel dalga geçti. Fakat buna rağmen kendine bir hayran kitlesi kazandırdı. Ve o da aynı hataya düşerek devam filmlerini çekti. Halloween ders almadı ve 6.bölümünü bile çıkardı. Hellraiser 4.bölümünle daha daha rezil etti kendini ve benim kalbimi kırdılar.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-446" title="slasherss" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/02/slasherss.jpg" alt="slasherss" width="590" height="385" />Son derece başarılı, fakat aynı zamanda tuhaf “From Dusk Till Dawn” adlı filmde ise George Clooney ve Quentin Tarantino vampirlerle savaşıyordu. Ayrıca, bir diğer Stephen King romanı da, başrolünde Robert Burke’nin oynadığı “Thinner” adlı filmle uyarlanarak beyaz perdeye geliyordu. Slasherlar belki bu kadar saçmalamaya devam etselerdi. Asla izlemeyecektim. “I know what you did Last Summer/Geçen Yaz ne yaptığını biliyorum” filmi, çığlık ilhamlı peş peşe filmlerden yalnızca biriydi. Filmin yazarı bile Çığlık ile aynı, yani Kevin Williamson idi. Bir diğer benzer türde dolaylı korku filmi olan “Wishmaster” da, şeytani mitsel bir karakter olan Djinn (cin) üzerinde odaklanmıştı. Bu sırada bashetmek istemediğim bir çok kötü film çıkmıştı. Ve günümüz sinemasının ne şekil alacağını bile artık tahmin edemiyordum. Phantasm ve halloween devamlarını sürdürdüler. Chucky’i de suskunluğunu bozduk. Geçen yaz ne yaptığını biliyorumda devamını getirmeyi bildi. Fakat sadece el kamerasıyla çekilerek yaş sınırı almamasına rağmen bedavaya gelen Blair Cadısı filmi insanları korkttu. Çünkü herkes tarafından gerçek bir olay olduğundan bahsediliyordu. Devamı başarısız olsa bile hasılat rekoru kırdı. Bunun dışında değinmediğim bir çok başarılı film var. Özellikle toplum açısından deney veya tez olarak kabul edilecek filmler çok sayıda yine de günümüz sineması çok değişik bir hal aldığından bahsetmek istiyorum. Yine de merak ediyorsanı şöyle diyeyim günümüz sinemasında yine çok sayıda slasher var fakat bunların çoğu remake(Yeniden Çevrim) ve çoğuda başarısız. Çok sevilen filmlerin çoğunundan görüntü kalitesi ile ilgisi yok sen zaten hakkınla bir film çekersen o başarılı olacaktır. Fakat günümüzün korku sinemasında 70’lerin İstismar Sinemasına yakınlaşma var. Gore adını verdiğimiz tür şuan yükselişte(kanın oluk, oluk aktığı filmler) Son zamanlarda Fransız dehşet sinemasında bunu görüyoruz. Özellikle başarılı örnekleri Sınırda, İçerde, Yüksek Tansiyon ve Her Gün Başka Bela… Eskiye bakarsak Mezarına Tüküreceğim, Soldaki Son Ev, Tepenin Gözleri, İki Bin Manyak… Fransızlar ışında dehşet sineması adına Otel ve Testere Serisini ekleyebiliriz. Testere ne kadar 2,3 ve 4. Filmleri anlamsız gelsede 5. Filmi izledikten sonra bunların çekilmesinin gerekli olduğunu anlayacaksınız. Birde bunların dışında el kamerasıyla çekilen ve gerçek bir snuff’a benzeyen snuff similasyonları var(snuff gerçek insanların öldüğü filmlerden kanıtlanmamıştır. Bir şehir efsanesidir) Fakat Sinemada korku filmi olarak adlandırılan bir Alacakaranlık serisi var. Vampir ve kurt adam mitlerinin içine sıçan filmler bunlar biz bu filmi sevmeyenler nedenlerimizi uzun, uzun anlatırken bu seven çoğunlukla kızlar türkçeyi katleden mesajlar veriyorlar.</p>
<p>Reklam olmasın diye bir arkadaşımın sitesinde yazdığı ironik yorumunu eklemek istiyorum. “yiaaaa effeet şok güsel bi filimmmm.. Bende hayranıyim bu filmin.. hayatımta islediğim en mükemmel aşk hikayesi. yaağni ben böle güzel aşk hikayesi islemedim duymadım pilmiorum yanee. Edward varya sarsın beni sarmalasın alsın kaçırsın beni hani hoplatsın istetiğini yapabilirrrrrr… ay ben vampirlerede inanıyorum bisim okulda bi çocuk varrrr adı berkecan kesin vampir yaane, çok karismatik aynı edwarda bensiyo. hayır yaane ben hayatımda hiç film islemediğimden bu film bence mükemmel bir film bana göre. ben hiç aşk filmide islemedim yane bundan başka. ayrıca benim beynim yok ve ben türk okullarında okumama raaamen türkçe pilmiyorum. hem banane türkçe bilmesem nolcak edward sanki türkmü? hıh! hem olsun beyine ihtiyacım yok annemin babamın çook parası var beni en güsel okullara yasdırırlar her saman. yasıklar olsunki bana ATATÜRK!!!!!ün türk gençlerine emanet ettiği bu ülke bizlere kalacak yarın öbürgün. Yaane edward gelse değil kendimi ben bu ülkeyi satarım yaneee!”</p>
<p>Yorumunu yapan arkadaşım Murat Özkan’ı Tebrik ediyorum.</p>
<p>Ve bu herşeyi açıklayan yorumuna sonuna kadar katılıyorum. Nerden 80’lerin Lost Boys ruhu değil mi? “Öncelikle bir sinema filmi değil sanki tv’de dizi izlemiş gibi hissettim kendimi. Ve şimdi daha iyi anlıyorum gençlerin bu filme neden bu kadar hayranlık duyduğunu. Aslında filme değil, filmdeki vampirlerin bu kadar ilgi çekici ele alınmış olmasına ilgi duymuşlar kesinlikle. Yani zaten filmin senaryosu o kadar zayıf ve boşluklarla dolu ki, ilgi çeken sadece yakışıklı Edward’ımız ve onun mükemmel ailesi, yaşantısı. Yani depresif, gotik, emo yada gayet normal genç bir kız nasıl istemezki böyle bir vampirle yaşamayı. (mükemmel bir aile, ev, araba, karizma) Resmen yapımcılar, senarist, yazar artık her neyse, ilgi çekici bir vampir karakteri yaratmaya çalışmışlar, gençler üzerinde etki bırakmak için ve bunu mükemmelde başarmışlar. Vampirlerin bütünnn olumsuz çirkin yönlerini çıkarıp atmışlar, yerine sanki cennetten gönderilmiş melek koymuşlar anasını satiyim. Böyle vampirmi olur çıldırtmayın beni. Vampir dediğin güneşe çıktığında disco ball gibi parlamaz, yanar, çürür, parçalanır. Yaratmış oldukları vampir karakteri o kadar vampir doğasına ters ve aykırı ki, ben açıkçası vampir sınıfına bile koymam bunları. Vampirimsi demek daha doğru olur heralde. Lütfen gençler elinizi vicdanınıza koyun böyle vampirmi olur allah aşkına. Yani bunlara vampir diyorsanız eğer siz hiç vampir filmi seyretmemişsiniz demektir. Ama doğru sizin suçunuz değil ki kayıp bir jenerasyonun çocukları olmanız. Ah keşke herşey 80′lerde ki gibi kalsaydı. Nerde o “The Lost Boys” ruhu nerdeeeee… Filmdeki efektlere hiç birşey demiyorum. En ucuz tv dizilerinde bile çok daha iyi efektler kullanılıyor artık. Film boyunca aklıma takılan bir sürü soru vardı, senaryodaki boşluklardan doğan. Spoiler için bu mantık hatalarını söylemiyim yoksa bütün filmi anlatmak zorunda kalırım. İkinci devam filmi ise finaldeki KABAK gibi apaçık gönderme ile belli olmuş oldu. (kızılderili çocuğumuz ile edward’ın karşılaştığı sahneden, ben ikinci filmin bütün senaryosunu çözdüm şimdiden) Yani kısacası Twilight bir sinema filmi değil, Dawson’s Creek ayarında bir tv dizisidir bana göre. Bu kadar büyütülmesinde ki tek ama tek neden filmin kendisi değil, filmdeki vampirlerin nasıl ele alındığıdır. Böyle janjanlı vampir olmaz olsun. Gençlerin beyinlerini yıkıyorlar, kandırıyorlar sosyete vampir imajı ile. Zombileri bu yüzden seviyorum işte. Neyse o! Yalan dolan yok! Öyle güneşe çıktıklarında da parlamıyorlar ayrıca. Tek dertleri et ve beyin. Hadi iyi geceler…” Murat Özkan’ının bu açıklamalarındanda anlaşılacağı üzerine Alacakaranlık seven bu kızlara bu ülkeyi asla teslim etmem… Siyasette çektim. Ama türk kızları bu kadar salak olamazlar. Beni böyle konuşturdular ya, bravo. Ama bu durumdan çok rahatsızım. Alacakaranlık kızların gözlerini boyamaya çalışan berbat ötesi bir gençlik filmi… Tabii şimdi benim adım çok bilmişe çıkacak.</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(417)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_417"/>
                <div id="ajax_loader_417" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=G%C3%BCn%C3%BCm%C3%BCz%C3%BCn%20Korku%20Sinemas%C4%B1%28Muhte%C5%9Fem%20Geri%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%29&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D417"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=417</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cehenneme Bir Adım</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=423</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=423#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 18:10:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[cehenneme 1 adım]]></category>
		<category><![CDATA[descent]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[klostrofobi]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<category><![CDATA[Neil Marshall]]></category>
		<category><![CDATA[revan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[Kesinlikle çok kaliteli bir senaryo ve o klostrofobi duygusunun yoğunluğu beni film boyunca müthiş derecede gerdi. Sanki oradaymışsınız gibi sizde çaresizlik içinde kaybolduğunuzu, bir ara kendinizi çıkış yolu ararken bulabilirsiniz. Bu zamana kadar bu filmi izlemediğim için çok pişmanım. Evet, cehenneme bir adım filminden bahsediyorum. Mağara da geçen klostrobik-gerilim filmleri yapan Hoolywood yapımcıları, lütfen bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-441" title="SAW_1Sheet_Comps" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/02/cehenneme-1-adim-202x300.jpg" alt="SAW_1Sheet_Comps" width="202" height="300" />Kesinlikle çok kaliteli bir senaryo ve o klostrofobi duygusunun yoğunluğu beni film boyunca müthiş derecede gerdi. Sanki oradaymışsınız gibi sizde çaresizlik içinde kaybolduğunuzu, bir ara kendinizi çıkış yolu ararken bulabilirsiniz. Bu zamana kadar bu filmi izlemediğim için çok pişmanım. Evet, cehenneme bir adım filminden bahsediyorum. Mağara da geçen klostrobik-gerilim filmleri yapan Hoolywood yapımcıları, lütfen bu filmi izleyiniz ve bundan sonra çekeceğiniz aynı tür filmler için tekrar düşününüz. Film belki çok çok iyi değildi ama benim bu türde izlediğim şimdiye kadar ki en iyi filmdi.</p>
<p>Bazı kişiler filmin eksilerinden birinin karakterlere değinmediğinden bahsediyor. Evet, o kadar üstünde durmadan geçiyor fakat yine de böylece zaman kaybetmeden korkuyu insanların önüne sermek istiyor. Yaratıklar bir tarafa; kızların, o daracık tünellerde sıkış kakış ilerledikleri bölümlerde sağlanan klostrofobik gerilim inanılmaz derecede tesirli, dolayısıyla başarılıydı. Bazı insanlar için bol kandan başka bir şey vaat etmiyor. Ama film çok akıllıca 2. film için birçok soru bırakıyor ve kan vaat etmekten çok sinir bozucu bir gerilimi gözler önüne seriyor. Klostrofobisi olan insanlara izlerken neler yaşatabileceğini tahmin edebilirsiniz. Mağara filmi var birde bunun resmen taklidi fakat senaryo değişik fakat hiç korkutmayan bir filmdi.</p>
<p>Aralarında ki fark şiddete kadınları uğratıyordu. Ve kan kullanımı konusunda oldukça cesurdu. Neil Marshall, filmin başlarında yaşanan kaza ve Sarah’ın dağ evinde gördüğü rüyada başına saplanan mızrak sekanslarıyla filmin devamının nasıl olacağına dair ipucu veriyor izleyene fakat ben ikinci filmi izlemek konusunda karar vermiş değilim: Acaba bu yeni yönetmen güzel devam ettirecek mi soruları insanın aklına geliyor. 28 hafta filmi gibi beni yanıltabilir mi? Sevdiğim yönetmenlerden biri çekecek olsa gözüm kapalı izlerim.(Saçmala sonra nasıl inceleyeceksin!)</p>
<p>Çoğu yazıda son yılların en iyi gerilim filmi olduğu görüşüne katılmıyorum, daha iyi örneklere rastlamak mümkün. Fakat yinede bana güvenin izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Hele ki filmin içinde kadıncağızları izleyeceksek onların çaresizliği daha çok geriyor insanı yönetmeni ve oyuncuları tebrik ederim. Fakat senaryo klişe daha iyi bir hale getirilebilir.</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(423)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_423"/>
                <div id="ajax_loader_423" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=Cehenneme%20Bir%20Ad%C4%B1m&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D423"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=423</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mistik Olay</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=420</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=420#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 19:04:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[altıncı his]]></category>
		<category><![CDATA[doğa üstü]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[kıymaet]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[mistik olay]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Shylaman]]></category>
		<category><![CDATA[the happening]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=420</guid>
		<description><![CDATA[Altıncı histen sonra shyamalan beni çoğu filmde etkileyen yönetmenlerden biriydi. Altıncı histen sonra performansında düşüş olduğundan bahsedilen yönetmen mistik olay filmi ile bütün eksiklerini tekrar toparlamayı başardı. &#8220;Mistik Olay&#8221;ın (&#8220;The Happening&#8221;, 2008) bol bol tartışma yaratacağı kesin ancak genel anlamda gişede ve eleştirmenler nezdinde büyük başarıya ulaşmayacağını da rahatça görmek mümkün. Her Shyamalan filmi gibi burada da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-439" title="happening" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/02/happening.jpg" alt="happening" width="200" height="300" />Altıncı histen sonra shyamalan beni çoğu filmde etkileyen yönetmenlerden biriydi. Altıncı histen sonra performansında düşüş olduğundan bahsedilen yönetmen mistik olay filmi ile bütün eksiklerini tekrar toparlamayı başardı. <strong>&#8220;Mistik Olay&#8221;</strong>ın (<strong>&#8220;The Happening&#8221;</strong>, 2008) bol bol tartışma yaratacağı kesin ancak genel anlamda gişede ve eleştirmenler nezdinde büyük başarıya ulaşmayacağını da rahatça görmek mümkün. Her <strong>Shyamalan</strong> filmi gibi burada da konudan çok fazla bahsetmemek gerekiyor aslında, ama fragmanları görmüş olanlar, garip bir şekilde kitleler halinde toplu intiharların yaşandığı ürkütücü manzaralardan haberdardır. İşte bu noktada, ilişkileri sorunlu bir dönem geçiren fen öğretmeni Elliott ile Alma&#8217;nın bir nevi kaçış öyküsünü görüyoruz. Aslında tam olarak kaçış demek ne kadar doğru bilinmez, zira neyden kaçıldığı hiçbir zaman kesin &#8216;bilimsel&#8217; verilerle ortaya çıkmıyor. O yüzden &#8216;hayatta kalmaya çalışma&#8217; demek daha doğru olacaktır. <strong>&#8220;Mistik Olay&#8221;</strong> içerdiği bu belirsizlik duygusuyla aslında bir paranoya öyküsü anlatıyor.</p>
<p>Son derece tedirgin edici bir atmosfere sahip olan filmin karakter yaratımının da pek başarılı olmadığını söylemek doğru olur. <strong>Hitchcock</strong>’a yakın atmosfer yaratımı açısından da filmi izlerken hep aklıma kuşlar filmi geldi. Yine de bu filmi hiçbir filme benzetmeden izlemek gerekir diyerek bu kanımdan vazgeçtim. <strong>&#8220;Mistik Olay&#8221;</strong> daha çok tekinsiz, sessiz ve sakin atmosferiyle seyirciyi etkilemeye çalışan bir gerilim.</p>
<p>Aslında illâ da bir benzerlik kurulacak olursa yönetmenin 2002 tarihli numarası <strong>&#8220;İşaretler&#8221;</strong>i (<strong>&#8220;Signs&#8221;</strong>) referans göstermek daha doğru olabilir. Çevresel olaylar, çekirdek aile meselesi, insanlar arası ilişkiler gibi temalar burada da kendisini hissettiriyor.<br />
<strong>&#8220;Mistik Olay&#8221;</strong> sonuç olarak hiçbir şekilde efekt veya süslü ışık kullanımları ya da kamera hareketleri olmadan sakin bir şekilde öykünün içindeki tekinsizliği veren ve bu bağlamda hareketli bir korku bekleyenleri de hayal kırıklığına uğratabilecek bir yapım. Anlatım gücünü arkasına alarak kıyamet teorisine benzer senaryosuyla etkileyici bir film… Sinemada belirsizliği ve tekinsiz atmosfer filmlerini sevenler, kesimlikle bu filmi izlemeliler. Bunun dışında “izlemeyin” dedirtecek bir şeyi yok gibime geliyor. Ne kadar çok tepki alsa da o kendi alt türüne yaratmaya çalışan yönetmenlerden biridir. Nefis bir paranoya filmi kesinlikle izleyin. Çayırlada inthar eden kırsal kesimin vahşi insnlarının karanlık yüzlerini görmek istemisiniz?</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(420)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_420"/>
                <div id="ajax_loader_420" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=Mistik%20Olay&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D420"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=420</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Musallat</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=427</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=427#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 19:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Cin]]></category>
		<category><![CDATA[doğaüsyü]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[musallat]]></category>
		<category><![CDATA[üç harfliler]]></category>
		<category><![CDATA[yerli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=427</guid>
		<description><![CDATA[Türk sineması, korku filmi denemelerine yenilerini eklerken; teknik güçlükler bir yana, soyuna özel iki riski göze alıyor: Gülünç gözükme ihtimali ve izleyicinin kronik önyargısı. Dünya sinemasının yükselen ve kendini alt türlerle yenileyen korku türü ile karşılaştırılma endişesinden olsa gerek, Türk korku sineması, tercihini çoğunlukla dini temalardan yana kullanıyor.
Büyü, Araf, dabbe ve semum daha devamı gelecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-437" title="musallat" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/02/musallat-192x300.gif" alt="musallat" width="192" height="300" />Türk sineması, korku filmi denemelerine yenilerini eklerken; teknik güçlükler bir yana, soyuna özel iki riski göze alıyor: Gülünç gözükme ihtimali ve izleyicinin kronik önyargısı. Dünya sinemasının yükselen ve kendini alt türlerle yenileyen korku türü ile karşılaştırılma endişesinden olsa gerek, Türk korku sineması, tercihini çoğunlukla dini temalardan yana kullanıyor.</p>
<p>Büyü, Araf, dabbe ve semum daha devamı gelecek gibi duruyor. Örnek cin geçidi filminin yakınlarda beyazperdeye gelmesi gibi. “Üç harfliler” diye adlandırılan canlılarla o kadar çok ilgileniyorlar ki hepimiz yamulacağız o olacak. Kesinlikle değişmesi gerekenler var. O kadar çok başarısız yapım gördüm ki. Artık Türk yapımı korku filmlerinin afişlerine bile dokunamaz oldum. Başarısız yapımların ortaya çıkmasının nedeni esas kaynağı bulamamaları olabilir. Türkiye’de çekilen korku filmleri gerçekten özgün olabilselerdi, gerçekten Türk korkusunu ortaya koymuş olsalardı muhakkak ki yurt dışında da ilgi çekebilirlerdi. Bir de tabii teknik açıdan bir Amerika, Avrupa, bir Uzakdoğu korku filmiyle kıyaslayamazsınız, bu da Türk Korku Sineması’nın bir eksikliğidir. Folklor üzerine gitmek gerekiyor. Bir de batıl inançlar var, onlar önemli ama korku sinemasına bir temel teşkil edecek bir korku edebiyatımız ya da bir fantastik edebiyatımız yok. Bizim korku filmi için beslenebileceğimiz Folklor önemli bir alan tabii ve o alanda da deneme yapan genç yazarlar var. Verilebilecek isimler de var ama mesela Anadolu Korku Hikâyeleri kitabı önemli. Bu arkadaşlar bu işi yaptılar. Korku Sineması Batı’da başta bir tür olarak ortaya çıkmıyor. 1910’lu 1920’li yıllarda belirli yazınsal yapıtların sinemaya uyarlamasıyla başlıyor. Frankenstein’ı ilk çeken korku sineması yaptığının farkında değil, biz edebiyat uyarlaması yapıyoruz diyorlar. Ama işte o temel zenginliği var. Türkiye’de bu yok. Onun için tematik olarak biz halen yabancı kaynaklara göz kırpmak zorunda kalıyoruz.</p>
<p>Bana sorarsanız İyi bir korku filmi olması için ille özgün bir tematik izlemesi şart değil, çünkü o özgün tematiği izleyebilmek çok zor aslında. Korku sineması bütün dünyada yaygın hale gelmiş bir türdür. En önemlisi, seyirciyi ister klasik türlere başvurarak ister daha değişik bir şeyler ortaya çıkartarak etkilemesi, gerçekten korkutabilmesi ya da heyecanlandırabilmesi. O da kolay bir şey değil.<br />
Filmin bir diğer iddiası, teknik donanımı. Görsel efekt anlamında, özendiğimiz yenilikleri vadeden film; Türk sinemasının ilk dami bebeği, Matrix uçuşu, Ben Nye imzalı plastik makyajlar, yeni montaj teknikleri ve 5 ay süren post prodüksiyon süreci gibi büyük cümleler kurarak göz boyuyor.</p>
<p>Siz gerçekten harika senaryolu bir film ortaya çıkaramadığınız sürece bu türde unutulmazlar arasına giremeyeceksiniz. Her şeye rağmen,<strong> ‘Musallat’</strong>, Türk korku sinemasını ileriye taşımaya çalışıyor. Zaten, yönetmen Alper Mestçi, televizyoncu kimliğiyle, karşımıza birbirinden yenilikçi ve başarılı işler çıkartmış, öncü yeteneklerden. Film, hem kendisinin, hem yapımcı ve başrol oyuncularının ilk sinema filmi olma mazeretini taşıyor. <strong>‘Musallat’</strong> gülünç bir film değil; sadece, bir yandan ortaya çıkan işin niteliği, diğer yandan iyi niyet ve gayret bakımından, bir ‘sinema öğrencisi filmi’ izlenimi veriyor. Filmde ki acelece senaryoyu hızlandırma havasını hissettim keke olmasaydı.</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(427)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_427"/>
                <div id="ajax_loader_427" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=Musallat&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D427"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=427</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rec/Kayıt</title>
		<link>http://kanverevan.com/?p=425</link>
		<comments>http://kanverevan.com/?p=425#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 18:56:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[ispanyol]]></category>
		<category><![CDATA[kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm çığlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Rec]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[Zombi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kanverevan.com/?p=425</guid>
		<description><![CDATA[İspanyol korku sineması son dönemlerde zevk alarak izlediğim korku filmlerini yaratan bir ülke Türkiye korku sinemasının örneklerinde uğradığım hüznü bir nevi benden aldı diyebilirim. Yetimhane, tez, diğerleri ve son olarak Rec yani kayıt filmleri bunların örnekleri zaten kült sayılacak korku filmlerini de izlemeye başladıkça onların da gayet başarılı olduklarını gördüm.
&#8220;Rec&#8221; İspanya&#8217;dan çıkan son korku filmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-434" title="rec" src="http://kanverevan.com/wp-content/uploads/2010/03/rec.jpg" alt="rec" width="300" height="300" />İspanyol korku sineması son dönemlerde zevk alarak izlediğim korku filmlerini yaratan bir ülke Türkiye korku sinemasının örneklerinde uğradığım hüznü bir nevi benden aldı diyebilirim. Yetimhane, tez, diğerleri ve son olarak Rec yani kayıt filmleri bunların örnekleri zaten kült sayılacak korku filmlerini de izlemeye başladıkça onların da gayet başarılı olduklarını gördüm.</p>
<p>&#8220;Rec&#8221; İspanya&#8217;dan çıkan son korku filmi olarak, bu başarılı tabloda gereksiz bir detay olarak duruyor maalesef. Film, öncelikle yaratıcı bir yaklaşımın ürünü değil. 1999 yılında çekilen &#8220;Blair Cadısı&#8221;nın (&#8220;The Blair Witch Project&#8221;, 1999) farklı bir versiyonu sadece. Anladığınız kadarıyla iyi bir yorum yapamayacağım. &#8220;Blair Cadısı&#8221;, konusu ve de korku sinemasına getirdiği yepyeni boyutla kült film statüsünde bir yapımdı. Baştan sona el kamerasıyla çekilen film, belgesel bir film çekmek için yola çıkan üç arkadaşın başına gelen felaketleri anlatıyordu. Belgeselin konusu ise Maryland&#8217;de Black Hills Ormanları&#8217;nda yaşadığı rivayet edilen Blair Cadısı efsanesiydi. Belgeselcilerden bir daha haber alınamamış ve geride yaptıkları çekimlerden başka bir iz kalmamıştı. Biz seyirciler de onlardan kalan bu kayıtları izliyorduk. Hikâye, kurgu ve el kamerası kullanımı, gerçeklik duygusunu alışmadığımız şekilde bize yaşatmıştı. İşe Rec filmi de aynı bu yolda ilerlemeye çalışan filmlerde çoğu kişiyi korkutan hatta zombi türünün takipçilerini sevindiren bir film ama ben korku sinemasından yenilik bekleyendenim. Çünkü zombi türünü sevdiğimi herkes biliyor. Zombiler koşuyor. Zaten bu daha önceden bulunan bir şey olduğundan bir yenilik olduğunu kabul etmiyorum. <strong>&#8220;Rec</strong>&#8220;de film ekibi yerine, yerel bir televizyon ekibi çıkıyor karşımıza. Kameraman <strong>Pablo</strong> ve muhabir <strong>Angela</strong> hikâyenin ana karakterleri. Bu iki genç televizyoncunun amacı itfaiyecileri konu alan bir program yapmak. Bu nedenle, çalışmaların canlı tanığı olmak adına, itfaiye merkezine gelirler. Tüm geceyi orada geçireceklerdir. Film <strong>Pablo</strong>&#8216;nun kamerasından<strong>Angela</strong>&#8216;nın merkezdeki röportajları ile başlar. İtfaiyecileri, merkezdeki yaşantılarını, çalışma sistemlerini tanırız. Oldukça sakin geçen geceyi renklendirmek için <strong>Angela</strong> merkezdeki tüm yaşam alanlarını bize dolaştırır. Gece neredeyse sıkıcı olmaya başlarken, gelen bir ihbarla merkez bir anda hareketlenir. Bir apartman dairesinde yaşayan yaşlı bir kadının evinden çığlıklar yükselmektedir. <strong>Pablo</strong> ve <strong>Angela</strong>, iyi bir haber malzemesi olabilecek bu ihbarın heyecanıyla, itfaiyecilerle birlikte olay yerine koşarla</p>
<p>Tüm hikâye bir apartmanda geçiyor. Böylece klostrofobi yaratılmaya çalışılmış. Ayrıca dışarıdaki karantina apartmandakilerin dışarı çıkmalarını engelliyor. Hikâyede yaşananların sebebini az çok anlıyoruz. Ancak biraz daha detay, biraz daha bilgi, filmde yaratılmaya çalışılan dehşet ortamını daha etkili kılabilirdi. Filmin kapalı mekânda geçiyor olması ve mekânın iyi kullanımı seyirciyi gerilim atmosferine hazırlıyor. Biraz daha üstünde çalışılırsa daha güzel bir film olabilir. İnsanların sevmelerinin nedeni 85 dk sıkılmadan izlenebilmesi son dönemdeki İspanyol korku sinemasını başarılı buluyorsanız filmi edinip izleyin. Türün bütün örneklerinin sıkı bir takipçisi iseniz pek beğenemeyeceksiniz.</p>
<div class="thanks_button_div" style="float: left; margin-right: 10px;">
                <input type="button" onclick="thankYouButtonClick(425)" value="Thank You: 0"
                  class="thanks_button thanks_large thanks_red"
                  style="background-image:url(http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_red.png);  font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
                  id="thanksButton_425"/>
                <div id="ajax_loader_425" style="display:inline;visibility: hidden;"><img alt="ajax loader" src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/ajax-loader.gif" /></div>
             </div><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Normal%20D%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20Davran%C4%B1%C5%9Flar%20Dura%C4%9F%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F&amp;linkname=Rec%2FKay%C4%B1t&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fkanverevan.com%2F%3Fp%3D425"><img src="http://kanverevan.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kanverevan.com/?feed=rss2&amp;p=425</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
