Çoğu sitede arkadaşlarımın Paranormal Activity izlesek mi diye yaptıkları tartışmaları gördüm. Bende bir nevi bir tartışmalarını gidermeye çalışacağım. Öncellikle Paranormal Activity fazla abartılan bir film olduğunu düşünüyorum. Çünkü hep şimdiye kadar gelmiş ve geçmiş en korkunç film olarak adladırılmakta,
Testere başarılı olduktan sonra bir devam filmi geleceğini herkes biliyordu. Çünkü kimse altın yumurtlayan bir tavuğu bırakmak istemezdi. Özellikle ilk film harikuledeydi gerek oyunculuk gerek kurgu ve senaryo kusursuzdu. Zaten bundan sonrada birbirini çok başarılı izleyen devam filmleri gelecekti. İşte Testere 2 bunlardan
İleri teknoloji ve aşırı düşük hayat standartlarının olduğu bir yakın gelecek anlatan cyberpunk türü hep ilgimi çekmiştir. Şansıma bu türün en çok anime ve mangalarda kullanıldığını görüyoruz. Bunun yanında android davranışları da en sevdiğim bilim kurgu konusudur. Androidlerin bilinç kazanmasını anlatan Ghost in
Posted Ocak 16th, 2010 by Ahmet Türkan in category
Multimedya
Kanlı haftasonu diye yepyeni bir yazı dizisi oluşturuyoruz. Hafta sonları etrafı kana bulayan filmleri içeren videolarımız olacak. İlk 2 videomuzu şimdi paylaşıyoruz. Hadi hayırlısı diyelim...
Posted Ocak 16th, 2010 by Ahmet Türkan in category
Haberler
Merhaba sayın takipçilerim... Ve okuyucularım. Bugün bende bir mim yaratmak istediği belirtmek isterim. Mim'in adı Sevdiğim bloglar... Yani adından anlayacağınız. Üzere beğenerek takip ettiğiniz 10 blogu belirleyip bu mim'i onlara yollayacaksınız.
1-Sinemahşer : Sinemahşer Benay arkadaşımın yazdığı sevdiğim bloglardan
“Şimdi sen göklerden gelecek ve insanları kuşatacak o dumana bak! bu acı bir azaptır”(Duhan Suresi 10-11)
Hasan Karacadağ'ı artık tanımayan yoktur. Evet, onu ilk önce dabbe filmiyle tanıdık. Dabbe 2'de ondan daha başarılı değil ama ben dabbe serisini emekleyen türk korku sinemamızı bir adım ileri götürmeye
Arnavut kaldırımı dar sokaktaki evlerin ışıkları bir bir sönmüş, uzaklardan uluyan bir kaç köpeğin sesinden başka bir ses duyulmaz olmuştu. Gündüz yağan yağmurun oluşturduğu göletlerde dans eden ayın beyaz ve soğuk yüzü olmasa, göz gözü görmeyecek bir karanlığa gömülecekti şehir…
Ahşap evin kapısı
Siz de, özel efektlere ya da kan revana dayanmayan o eski, güzel korku filmlerini özlemiyor musunuz? Karanlık Sular, bizi o eski günlere geri götürüyor. Eğer Ringu’yu atmosferini beğendiyseniz. Bu filme de bayılayacaksınız. Yönetmen Hideo Nakata, yazar da Koji Suziki olunca, ister istemez insanın aklına şimdiden birer kült
Karnında doğmamış çocuğuyla geçirdiği trafik kazası sonucu kocasını kaybeder Sarah. Garip bir sessizlik içerisindeki kaza sahnesinin ardından doğumdan hemen bir gün öncesine gideriz. Bir kadının yaşayabileceği belki de en zor dönemlerden biri: İlk doğum. Ve bunun üstüne bir de kaybedilen koca. Bütün bunlardan hamilelik
“Candyman”, “Hellraiser”, “Nightbreed” ve “Lord of Illusions” gibi kültleşmiş korku filmlerinin arkasındaki usta yazar Clive Barker’ın kısa hikâyesinden uyarlanan filmde yönetmenlik koltuğunu Ryuhei Kitamura dolduruyor. Film, bir kiralık katil hikâyesi gibi ‘Toolbox Murders’ ekolünü andırarak başlasa da,
Liv Tyler, Scott Speedman, Alex Fisher gibi zengin kadrosuyla dikkatleri üzerine çeken "Ziyaretçiler" uzun süredir karmaşık karakterler ve onların hikayeleri üzerinde çalışan Bryan Bertino'nun ilk yönetmenlik ve senaryo yazarlığı deneyimi. Bazı kişiler oyuncuları için filmi izleyip beğenmediklerini söylüyorlar. İlk önce
Bret Easton Ellis romanında uyarlanan bir film, sizce başarısız olabilir mi? Olabilir. Kitabı filmden ayrı bir yerde tutmak lazım. Hayatımda en çok beğendiğim 50 roman arasında yer alan bir kitaptır. Keşke filmide öyle olabilseydi. Christian Bale'nin oynadığı rol son derece zor bir roldü. Ve Christian Bale tahmin ettiğim gibide
Öylece oturuyorum kendi mezarımda, hareket etmiyorum, düşünmüyorum, ölü değilde deli taklidi yapıyorum... İçimdeki cesetler susmuyor, tanımıyorum onları, ben gibi bakıyorlar lakin; hüzün dolu gözleri, gözyaşları ise alev.. Kötü halde hepsi, çürümüşler, kokmuşlar, morarmış etleri dökülüyor, öylece
Soracaksınız, neden böyle hastalıklı filmleri seçtiğim için seçiyorum çünkü korku türündeki blogumun sıradanlıktan kurtulup çoğu kişinin bulamadığı filmler hakkında yazıları barındırmak istiyorum. Ama size tavsiye etmediğim filmlerden olduğundan bahsetmek isterim.
Visitor Q Şimdiye kadar gördüğüm en değişik
Yüksek Tansiyon ne kadar güzel ve vurucu bir filmde olsa kendi ülkesinde korkuya öcü gibi bakan insanlardan destek alamadı. Ama bu yinede yurt dışındaki başarısını durduramadı. Peki ama Yüksek Tansiyonun kaynağı neydi? Kaynağına ise 70’ler İtalyan korku sinemasındaki tür kırması örnekleri ve onların stilize görsel
Üniversite öğrencisi iki sevgili, Grace Andrews (Sophia Bush) ve Jim Halsey (Zachary Knighton), sömestr tatilinde 1970 model Oldsmobile 442 ile heyecanlı bir seyahate çıkmaya karar verirler. Ancak bu eğlenceli ve heyecanlı seyahat, gizemli otostopçu John Ryder’ı (Sean Bean) arabalarına almalarıyla korkunç bir kabusa
Posted Ocak 1st, 2010 by Ahmet Türkan in category
Haberler
Acısıyla tatlısıyla yeni bir yıla girdik. Hepimize mutlu olsun. İnşallah 2010 korku dünyası içinde çok bereketli ve hareketli bir yıl olur şimdiden bu siteyi destekleyen türk, amerikan veya rus herkese şükranlarımızı sunar. Bol kanlı ve gerilimli filmler izlemenizi dilerim. Saçma oldu biraz ama olsun.
Blood and Gore
Fransızların son dönemlerde çektiği korku filmleri çoğu ülkenin ve kendi vatandaşlarının ilgisini çekmeye başladı. Başta Fransızlarında korku sineması pek gelişmiş değildi. İnsanların korku filmlerine ön yargıları vardı. Ama onlar ön yargıları kırmayı başardılar. İşte, başarılarıda bundan dolayı geliyordu.